Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, erken seçim tartışmalarına dair hukuki bir yol haritası sunarak, 2028 yılı bahar ayları için sembolik bir tarih önerisinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye’nin siyasi gündeminde yer alan seçim tartışmalarına ilişkin dikkat çeken bir analiz kaleme aldı. Uçum, mevcut anayasal sistem içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için yasal bir engel bulunmadığını savunarak, parlamento tarafından alınacak bir "seçim yenileme" kararının yeterli olacağını belirtti.
Hukuki düzlemde erken seçim kavramının karşılığının "seçimlerin yenilenmesi" olduğunu vurgulayan Uçum, bu sürecin anayasal çerçevede işletilmesi gerektiğini ifade etti. TBMM’nin 360 milletvekiliyle alacağı karar doğrultusunda, 2027 sonu veya 2028 başındaki bir takvimin "istisnai adaylık" yolunu açabileceği görüşünü paylaştı.
Sembolik tarih önerisi
Uçum, seçim için takvim önerisinde ise 16 Nisan 2028 Pazar gününü işaret etti. 2017 yılındaki anayasa referandumunun 11. yıl dönümüne denk gelen bu tarihin siyasi bir sembolizm taşıdığına dikkat çekildi. Mevcut sistemde Türkiye'nin olağanüstü bir süreçten geçmediğini savunan Uçum, buna karşın Erdoğan’ın liderliğinin ulusal çıkarlar ve istikrar açısından kritik bir önem arz ettiğini dile getirdi.
Adaylık tartışmalarına anayasal bakış
Yeni bir anayasa değişikliğine gerek duyulmaksızın, TBMM çatısı altında verilecek bir kararla seçime gidilmesinin Erdoğan'ın adaylığı önündeki hukuki engeli kaldıracağı öne sürüldü. Uçum, bu durumu Erdoğan’ın şahsi bir talebi olarak değil, ülkenin ihtiyacı olduğu iddiasıyla açıkladı. Erdoğan'ın halihazırda yeterli siyasi tecrübeye sahip olduğunu belirten Başdanışman, Türkiye'nin geleceği adına bu adayın bir kez daha gündeme gelebileceğini savundu.
İstisnai adaylık formülü
Uçum'un analizinde öne çıkan bir diğer nokta ise "istisnai adaylık" kavramı oldu. TBMM’nin görev süresini tamamlamadan alacağı bir yenileme kararının, Cumhurbaşkanı'nın adaylığına imkan tanıyan anayasal bir hüküm olduğu vurgulandı. Uçum, 2027 sonu veya 2028 yılının ilk aylarına odaklanılması gerektiğini belirtirken, bu süreçte hiçbir yasal karmaşanın yaşanmayacağını iddia etti.
Türkiye'nin mevcut bölgesel ve küresel şartlarını da değerlendiren Uçum, sistemin işleyişinde bir aksaklık olmadığını, bu önerinin bütünüyle parlamenter ve hukuki teamüllere uygun olduğunu belirterek yazısını tamamladı.