Tülay Hatimoğulları, barış sürecinin başarıya ulaşması için kişisel beklentilerin ötesinde, yasalarla koruma altına alınmış kurumsal bir çerçevenin şart olduğunu vurguladı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, haftalık grup toplantısında gündemdeki siyasi gelişmeleri ve toplumsal sorunları değerlendirdi. Konuşmasının merkezine barış sürecinin geleceğini alan Hatimoğulları, müzakerelerin belirli bir yasal zemine oturtulması gerektiğini savundu.
İmralı ile gerçekleştirilen görüşmelere değinen Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın tıkanıklıkları aşmak adına yeni bir yol haritası sunduğunu öne sürdü. Sürecin kalıcı hale gelmesi ve toplumsal kabul görmesi için Öcalan’ın rolünün hukuki bir çerçevede tanımlanmasının kritik olduğunu belirten Hatimoğulları, barışın ancak kurumsallaşmış bir süreçle güvence altına alınabileceğini ifade etti.
Yargı paketleri ve demokratik haklar
Grup toplantısında yargı sistemine yönelik eleştirilerini dile getiren Hatimoğulları, 12. Yargı Paketi’nin temel insan haklarıyla çeliştiğini savundu. Paketin çocuk haklarını gözeten onarıcı politikalar yerine cezalandırıcı bir anlayışı benimsediğini iddia eden Hatimoğulları, LGBT+ bireylere yönelik düzenlemelerin ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyeceğini öne sürdü.
Ekonomik güvence vurgusu
Nafaka düzenlemelerine ilişkin son gelişmeleri de eleştiren Hatimoğulları, bu tür kararların kadınların ekonomik kazanımlarını zayıflattığını savundu. Nafakanın kadınlar için temel bir ekonomik güvence olduğunu hatırlatan Hatimoğulları, söz konusu kararların iktidar çevrelerinde yürütülen kampanyaların bir sonucu olduğunu iddia etti.
Siyasi alanda kayyım tartışması
Konuşmasında CHP’ye yönelik atamalara da değinen Hatimoğulları, bu durumu demokratik siyasetin yeniden dizayn edilme çabası olarak nitelendirdi. Siyasi rekabetin mahkeme kararlarıyla değil, sandıkta şekillenmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, bu tür müdahalelerin sivil alanı daralttığını ifade etti.
Haziran ayında düzenlenecek olan Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’nın, Türkiye’nin demokratikleşme arayışlarına katkı sunacağını belirten Hatimoğulları, bu etkinliğin barışın toplumsallaşması noktasında bir kaldıraç görevi göreceği beklentisini dile getirdi.