Türkiye genelinde düzenlenen eş zamanlı eylemlerle yeni çözüm sürecine dair somut hamleler talep eden DEM Parti, yasal zeminin bir an önce inşa edilmesi için iktidarı harekete geçmeye çağırdı.
DEM Parti, yeni bir çözüm sürecine dair beklentilerin arttığı bir dönemde, Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı sokağa indi. "Barış için adım at" sloganıyla düzenlenen kitlesel yürüyüşlerde, sürecin şeffaf bir hukuki çerçeveye kavuşturulması gerektiği vurgulandı. Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır ve Van gibi merkezlerde gerçekleşen gösterilerin İstanbul ayağında güvenlik müdahalesi yaşandı; açıklamanın ardından 3 kişi gözaltına alındı.
Hukuki zemin ve çerçeve yasa vurgusu
Diyarbakır’daki yürüyüşte konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, son dönemde kamuoyuna da yansıyan tıkanıklıklara dikkat çekti. Sürecin heba edilmemesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, çözümün ancak sağlam bir hukuk zeminiyle kalıcı hale gelebileceğini savundu. Parlamentonun tatile girmeden kapsamlı bir "çerçeve yasa" çıkarmasının aciliyet taşıdığını kaydeden Hatimoğulları, "Süreç yasal ve hukuki bir zemine oturtulmalıdır. Sembolik adımlarla değil, içeriği güçlendirilmiş gerçekçi bir yasal düzenlemeyle ilerlenmeli. Ayrıca, baş müzakereci Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanımlanması ve özgürce çalışabileceği koşulların sağlanması elzemdir" dedi.
Bakırhan’dan iktidara 'somut adım' eleştirisi
Ankara’daki eylemde kürsüye çıkan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise sürecin mevcut işleyişinin tek taraflı kaldığını öne sürdü. İktidarın Meclis tarafından hazırlanan raporlara ve yüksek yargı kararlarına uygun hareket etmesi gerektiğini hatırlatan Bakırhan, siyasi tutukluların durumuna vurgu yaptı.
Bakırhan, "Meclis raporlarında AİHM ve AYM kararlarının uygulanması gerektiği yazılıyken, neden Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer siyasi tutsaklar hala içeride? Kimin neyi beklediğini anlamıyoruz. Barış 86 milyonun ortak hakkıdır ve geciktirilmemelidir" ifadelerini kullandı. Polemiklerden kaçınılması çağrısında bulunan Bakırhan, barışın toplumsal bir ihtiyaç olduğunu belirterek mücadele kararlılığını yineledi.