Ege bölgesinin dört bir yanından gelen doğa tutkunları, dere yataklarına kurdukları basit düzeneklerle altın madenine dönüşen suları eleyerek hem stres atıyor hem de bütçelerine katkı sağlıyor.
Aydın, Manisa, Denizli ve Uşak gibi illerde yaşayan bir grup amatör madenci, sosyal medya üzerinden kurdukları ağlar sayesinde Germencik’teki dere yataklarında buluşuyor. Yüzyıllardır süregelen geleneksel yöntemleri modern bir hobiye dönüştüren bu isimler, sabahın ilk ışıklarıyla başladıkları mesailerinde kimi zaman birkaç gram altınla, kimi zaman ise sadece doğayla iç içe olmanın huzuruyla evlerine dönüyor.
Emeğin altına dönüşen yolculuğu
Altın arayışını bir tutkuya dönüştüren "Ege Altın Avcısı" grubu üyeleri, süreci bir inşaat işçisinin disipliniyle yürütüyor. Kazma ve küreklerle hummalı bir çalışma yürüten maden meraklıları, pan (tava) ve savak sistemlerini kullanarak toprak ve kum içindeki değerli parçacıkları ayrıştırıyor. Özellikle su debisinin yüksek olduğu dönemlerde verimin arttığını belirten grup üyeleri, buldukları 19 ile 23 ayar arasındaki altınları eritip ayar kontrolü yaptırdıktan sonra sarraflara satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.
Uzmanlar uyarıyor: Büyük bir zenginlik değil
Akademik çevreler ise bu yöntemin daha çok geleneksel bir üretim tekniği olduğunu hatırlatıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Hamdi Deliormanlı, kırıntı madenciliğinin birincil yataklar olmadığını, sadece ana yataklardan kopup gelen parçaların suyun akışını yitirdiği bölgelerde çökeldiğini vurguluyor. Prof. Dr. Deliormanlı, bu uğraşın hobi ve küçük ek gelirler için uygun olduğunu ancak büyük ekonomik getiriler sağlamasının mümkün olmadığını ifade ederek, doğaya zarar vermeden yapılan bilinçli faaliyetlerin önemine dikkat çekiyor.