Türkçenin gelişimi için hayatını vakfeden edebiyatın dev ismi Nurullah Ataç, kendi kurumunun yaptığı paylaşımlarda üst üste yapılan bir hatanın kurbanı oldu. Üç yıl boyunca farklı şairlerin fotoğrafıyla anılan Ataç vakası, dijital içerik süreçlerindeki denetim eksikliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Kurumun köklü geçmişiyle bağdaşmayan bu durum, sosyal medya kullanıcılarının dikkatli gözlerinden kaçmadı. TDK’nın resmi kanallarından paylaşılan anma mesajlarında, Cumhuriyet döneminin en önemli eleştirmenlerinden biri olan Nurullah Ataç'ın yerine, Amerikalı ve İngiliz şair T.S. Eliot’un fotoğrafının kullanıldığı fark edildi. 2024, 2025 ve 2026 yıllarındaki anma mesajlarında ısrarla aynı görselin tercih edilmesi, kurumun arşiv hatasını daha belirgin hale getirdi.
Gelen yoğun tepkilerin ardından, 2026 yılına ait paylaşımın ancak 10 gün sonra fark edilip yayından kaldırılması, kurum bünyesindeki içerik kontrol mekanizmalarına dair tartışmaları alevlendirdi.
Edebiyat dünyasında silinmez bir iz bırakan Ataç, Türkçenin sadeleşmesi ve özleşmesi noktasında attığı adımlarla tanınıyor. Döneminde Türk Dil Kurumu Yayın Kolu Başkanlığı gibi kritik görevler üstlenen ve Türk Dili dergisine büyük emekler veren Ataç, devrik cümle savunuculuğu ve deneme türündeki yetkinliğiyle edebiyatımızın temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Kurum arşivlerinde derin bir iz bırakan yazarın, yine bizzat görev yaptığı kurum tarafından bu şekilde yanlış tanıtılması, tarihsel hafıza ve dijital disiplin konularında ciddi soru işaretleri oluşturdu. Ataç’ın Karalama Defteri ve Günce gibi başucu eserleri edebiyatımızdaki yerini korurken, bu anma skandalı ise dijital iletişimde dikkat dağınıklığının bir örneği olarak kayıtlara geçti.