Aile yapısını güçlendirmek ve nüfus artış hızını desteklemek amacıyla kapsamlı bir strateji devreye alınıyor. Doğum izinlerinin süresinden gençlere sağlanan evlilik desteğine kadar pek çok başlık, "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu ile kalıcı bir yapıya kavuşuyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye'nin nüfus dinamiklerini yakından ilgilendiren kritik açıklamalarda bulundu. Özellikle doğurganlık oranlarının 1,48 ile tarihsel bir düşüş yaşamasına dikkat çeken Bakan Göktaş, bu durumu bir "milli beka meselesi" olarak tanımladı. Hükümetin aile odaklı politikalarını stratejik bir plana dönüştürdüklerini belirten Göktaş, toplumsal yapıyı korumaya yönelik atılan adımların artık çok daha sistematik bir şekilde yürütüleceğini vurguladı.
Doğum ve babalık izinlerinde Avrupa standartlarının ötesine geçiliyor
Yeni dönemde ailelerin çocuk sahibi olma motivasyonunu artırmak adına çalışma hayatında düzenlemelere gidildi. Yapılan güncellemelerle birlikte doğum izinleri 6 aya, babalık izinleri ise 2 haftaya çıkarıldı. Bakan Göktaş, bu değişikliklerin sadece bir başlangıç olduğunu belirterek, iş ve özel hayat dengesini kuracak "aile dostu" bir ekosistem inşa etmeyi hedeflediklerini ifade etti. Ayrıca, ailelere yönelik aylık düzenli destek mekanizmalarının da kalıcı hale getirildiği duyuruldu.
Evlilik desteğinden küresel aile diplomasisine
Geçtiğimiz yıl hayata geçirilen evlilik kredisi projesi, gençlerin yuva kurma hayallerine büyük katkı sağladı. Bakan Göktaş, bir yıl içerisinde yaklaşık 200 bin gencin bu destekten yararlandığını ve 2 binin üzerinde firmayla iş birliği yapılarak sürecin toplumsal bir seferberliğe dönüştürüldüğünü belirtti.
Sadece yurt içindeki çalışmalarla sınırlı kalmayan bu vizyon, "Aile Diplomasisi" çatısı altında uluslararası bir boyuta da taşındı. Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kuruluşlarda aile merkezli politikaların öncülüğünü üstlenen Türkiye, BM Aile Dostları Grubu üyeliğiyle de küresel çapta farkındalık yaratmayı hedefliyor. Hanelerin yarısından fazlasında 18 yaş altı çocuk bulunmaması gerçeğinden yola çıkan yetkililer, dijital çağın getirdiği zorluklara karşı güçlü aile yapısını merkeze alan bir gelecek kurguluyor.