Dünya sinemasının ikonik ismi Marilyn Monroe, doğumunun 100. yıl dönümünde şöhretinden ziyade, 1962 yılında gerçekleşen trajik ve tartışmalı ölümüyle konuşuluyor. "Muhtemel intihar" olarak kayıtlara geçmesine rağmen, aradan geçen 60 yılı aşkın süre, ünlü yıldızın son günlerine dair soru işaretlerini gidermeye yetmedi.
Arşivler ve tanık ifadeleri, Monroe’nun hayatının son döneminde siyasetin zirvesindeki isimlerle kurduğu yakın temasın, istihbarat birimleri ve mafya gruplarının dikkatini çektiğini gösteriyor.
Siyasi İrtibatlar ve Güvenlik Kıskacı
Marilyn Monroe’nun trajik sonunu çevreleyen iddiaların ana ekseninde, ABD Başkanı John F. Kennedy ve kardeşi Robert Kennedy ile yaşadığı ileri sürülen çalkantılı ilişkiler yer alıyor. İngiliz araştırmacı Anthony Summers’ın topladığı bulgulara göre, oyuncunun Beyaz Saray ile olan bağı, istihbarat birimleri tarafından bir güvenlik açığı olarak görülüyordu.
Eski FBI görevlileri ve tanıklar, Monroe’nun hem evinin hem de kendisinin sürekli dinleme cihazlarıyla izlendiğini öne sürüyor. Yaşanan bu yoğun baskı ortamının, Kennedy kardeşlerin Monroe ile tüm bağlarını koparmasına neden olduğu ve yıldızın, yakın çevresine kendisini "bir et parçası gibi kullanılmış hissettiğini" ifade ettiği kaydediliyor.
Örtbas mı Edildi?
Monroe’nun ölümüne ilişkin en büyük tartışma konularından biri, resmi kayıtlar ile tanık anlatımları arasındaki saat farkı. Resmi tutanaklarda ölüm haberi 5 Ağustos sabaha karşı 03.00 olarak yer alsa da, birçok uzman ve dönem tanığı, yaşamını yitirdiği saatin aslında 4 Ağustos gecesi 23.00 sularında olduğunu savunuyor.
Araştırmacı Anthony Summers, ölüm haberinin saatlerce geciktirilmesinin, Robert Kennedy’nin o gün şehirde bulunduğuna dair kanıtları yok etme çabası olabileceğini belirtiyor. Her ne kadar otopsi raporlarında şiddet izine rastlanmasa da, olayın üzerindeki sır perdesi, yıldızın "beni bir şakaya dönüştürmeyin" diye haykırdığı o son dönemindeki yalnızlığını ve çaresizliğini daha da çarpıcı kılıyor. Bugün 100. yaşını kutladığımız Monroe, ardında sadece filmlerini değil, çözülememiş büyük bir tarihsel bilmeceyi de bırakmış durumda.