Ünlü ekonomist Jeffrey Sachs, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askeri harekatın stratejik bir çıkmaza girdiğini belirterek, Washington yönetimini kaçınılmaz bir geri çekilmeye zorlayan ekonomik ve askeri gerçekleri masaya yatırdı.
Columbia Üniversitesi profesörlerinden Jeffrey Sachs, El Cezire platformu için kaleme aldığı son analizinde, 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İran çatışmasının perde arkasını ve sahadaki çarpıcı sonuçlarını değerlendirdi. Sachs’a göre Beyaz Saray, Tahran yönetimini Venezuela benzeri bir iç çöküşle devirebileceği yanılgısına düşerek büyük bir stratejik hata yaptı.
Maliyet kıskacında sürdürülemez savaş
Sachs, savaşın Amerikan ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, İran'ın düşük maliyetli savunma teknolojilerinin ABD'nin milyarlarca dolarlık askeri envanterini nasıl etkisiz kıldığını örneklerle açıkladı. Yaklaşık 20 bin dolar değerindeki İran üretimi kamikaze İHA'ları durdurmak için 4 milyon dolarlık önleme füzeleri harcamak zorunda kalan ABD ordusu, sadece sahada değil, bütçe yönetiminde de büyük bir lojistik krizle karşı karşıya kaldı.
İran'da beklenen iç karışıklık yerine tam tersi bir tablonun yaşandığını vurgulayan Sachs, dış baskının İran halkını ve yönetim kademesini birbirine daha sıkı kenetlediğini belirtti. Bu durum, Washington’un rejim değişikliği planlarını daha en başından boşa çıkaran en önemli faktörlerden biri oldu.
Karar mekanizmasındaki kaotik yapı
Analizin en dikkat çekici kısımlarından biri de operasyonun karar alma süreçleri oldu. Sachs, bu hayati kararın kurumsal denetimlerden ziyade Mar-a-Lago merkezli dar bir çevrede, irrasyonel bir yaklaşımla alındığını savundu. Bu "yankı odası" sendromunun, Joe Kent gibi isimlerin istifasıyla somutlaştığına işaret eden ekonomist, kurumsal aklın dışlandığı bir yönetim tarzının dış politikada başarısızlığı getirdiğini ifade etti.
Bölgesel dengelerde yeni dönem
Sachs, olası bir Amerikan geri çekilmesinin ardından İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolünün daha da pekişeceğini ve bu durumun bölgedeki güç dengelerini Tahran lehine değiştireceğini öngörüyor. Ancak profesör, İran’ın bu gücünü bölgesel bir tehdit aracı olarak kullanmak yerine, Rusya ve Çin’in de dahil olduğu diplomasi trafiğiyle istikrarlı bir konuma çekilmesini bekliyor. Özetle Sachs, bu çatışmanın ABD’nin sadece askeri kapasitesini değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi sınırlarını da tüm dünyaya gösterdiğini savunuyor.