Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun yayınladığı yeni veriler, dünya genelinde sendikal özgürlüklerin sistematik bir baskı süreciyle karşı karşıya olduğunu gözler önüne sererken, Türkiye’nin listenin en alt sıralarındaki değişmez yerini teyit etti.
Dünyanın çalışma yaşamına dair en kapsamlı raporlarından biri olarak kabul edilen ITUC 2026 Küresel Haklar Endeksi, 151 ülkedeki sendikal durumu mercek altına aldı. Araştırma sonuçları, işçi haklarına yönelik saldırıların sadece fabrikalarla sınırlı kalmadığını; demokrasi, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkelerini de doğrudan hedef alan geniş çaplı bir kuşatmanın yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Özellikle grev ve toplu pazarlık haklarının dünya genelinde büyük oranda kısıtlandığı bu dönemde, çalışma yaşamındaki denetim ve gözetim araçlarının da birer baskı aygıtına dönüştüğü belirtiliyor.
Sendikal Örgütlenmeye Dijital Engeller
Rapor, günümüz iş dünyasında teknolojinin bir kontrol mekanizması olarak kullanılmasına dikkat çekiyor. Yapay zekâ destekli sistemler ve dijital gözetim araçları, işverenlerin örgütlenme çabalarını önceden tespit ederek engellemesi için yeni riskler doğuruyor. Sendikal faaliyetlerin, sosyal diyalog süreçlerinden tamamen dışlanarak yürütülen antidemokratik düzenlemelerle zayıflatıldığına vurgu yapan uzmanlar, işçi temsilcilerinin karar alma süreçlerinden koparılmasının küresel bir eğilim haline geldiğini belirtiyor.
Türkiye’nin İstikrarlı ve Sorunlu Tablosu
ITUC endeksi, 2018 yılından bu yana Türkiye’yi işçi hakları açısından "dünyanın en kötü 10 ülkesi" kategorisinde tutuyor. Bu tablo, ülkedeki sendikal kısıtlamaların geçici değil, yapısal bir kimliğe büründüğünün en net kanıtı olarak değerlendiriliyor. Grevlerin milli güvenlik gerekçesiyle ertelenmesi veya yasaklanması, toplu pazarlık mekanizmasını fiilen etkisiz kılıyor. Sendikalı öncü işçilerin işten çıkarılmasının yanı sıra, sendika liderlerine yönelik yargısal baskıların artması da örgütlenme özgürlüğünün temelinden sarsıldığını gösteriyor.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise söz konusu raporu değerlendirirken, yaşanan süreci bir "milyarderlerin darbesi" olarak nitelendiren ITUC’a destek vererek, "Demokrasi işçinin ekmeğidir" ifadesini kullandı. Çerkezoğlu, Türkiye’nin dokuz yıldır değişmeyen bu tabloyu kırmak için örgütlü mücadeleyi büyütmenin, sadece geçim derdini değil aynı zamanda Cumhuriyet’i ve adaleti savunmanın tek yolu olduğunu vurguladı. Rapora göre, dünya genelindeki bu gerileme tesadüf değil; ekonomiyi küçük bir azınlığın çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etmeyi amaçlayan bilinçli bir politikanın sonucu.