Irak'ın Erbil kenti İHA saldırılarıyla sarsılırken, bölgedeki gerilim Hürmüz Boğazı'nda düşen ABD helikopteri ve karşılıklı sert açıklamalarla küresel bir krize evriliyor.
Orta Doğu'da güvenlik dengeleri yeniden değişiyor. Irak'ın Erbil kenti, insansız hava araçları tarafından gerçekleştirildiği öne sürülen saldırılarla hedef alınırken, bölgede patlama sesleri duyuldu. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun, Erbil içerisinde yerleşik bulunan İranlı-Kürt muhalif grupların karargâhlarını hedef alan bir operasyon süreci başlattığı bilgisi paylaşıldı. Söz konusu saldırıların ardından Erbil semalarında hem ABD hem de İran'a ait savaş uçaklarının hareketliliği gözlendi.
Hürmüz Boğazı'nda askeri gerilim
Bölgedeki tansiyon, sadece Erbil ile sınırlı kalmadı. Hürmüz Boğazı yakınlarında ABD ordusuna ait bir Apache helikopterinin düşmesi, taraflar arasında sert suçlamaları beraberinde getirdi. ABD Başkanı Trump, söz konusu hava aracının İran tarafından düşürüldüğünü iddia ederek, bu duruma yanıt verileceğini belirtti. ABD tarafı, helikopterin düşüş nedeninin teknik bir arıza mı yoksa dış bir müdahale mi olduğunu belirlemek için soruşturma başlatıldığını ifade etti.
Diplomatik kanallarda sert söylemler
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, iddialara yönelik yaptığı açıklamada bölgedeki yabancı güçlerin varlığını eleştirdi. Arakçi, "İran, diplomasinin diline öncelik vermektedir ancak güvenlik ihlallerine karşı gerekli yanıtı vermekten de çekinmeyecektir" ifadelerini kullandı. İranlı bakan, bölgedeki yabancı askeri varlığın bir risk unsuru oluşturduğunu öne sürerek, bu güçlerin bölgeden ayrılmasının gerilimi düşüreceğini savundu.
Bölgesel risk haritası genişliyor
Flight Radar verilerine göre, Basra Körfezi üzerinde ABD'ye ait yakıt ikmal uçaklarının olağan dışı bir hareketlilik içinde olması, Washington'ın askeri hazırlıklarını sürdürdüğü yorumlarına neden oldu. Erbil'deki saldırılarla eş zamanlı olarak gelişen bu süreç, bölgedeki ABD üslerinin bulunduğu lokasyonlarda güvenlik alarmının en üst seviyeye çıkarılmasına yol açtı.
Yaşanan gelişmeler, bölgedeki askeri hareketliliğin önümüzdeki süreçte nasıl bir seyir izleyeceğine dair belirsizlikleri korurken, uluslararası gözlemciler taraflar arasındaki retorik ve saha faaliyetlerinin tırmanış eğiliminde olduğu görüşünde birleşiyor.