Yıllardır süren Gülistan Doku soruşturmasında ibre, basit bir kayıp vakasından organize bir örtbas iddialarına döndü; dosyaya giren yeni ifadeler emniyetten valiliğe kadar uzanan bir koruma ağına işaret ediyor.
Dersim’de 2020 yılında kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbeti, 2026 yılında gelen peş peşe tutuklamalar ve sarsıcı tanık beyanlarıyla bambaşka bir boyuta evrildi. Dosya üzerindeki gizem perdesi aralanırken, kamuoyuna yansıyan bilgiler, olayın yalnızca bireysel bir şüphe değil, sistematik bir delil karartma süreciyle örtüldüğünü gösteriyor.
Soruşturmanın odağında yer alan isimlerin, dönemin valilik ve emniyet hiyerarşisiyle olan yakın ilişkileri dikkat çekiyor. Özellikle Zeinal Abakarov’un olay sonrası kentten çıkarılarak lüks bir otele yerleştirilmesi, bu sürecin bir "görev" gibi yönetildiğine dair şüpheleri artırıyor.
Kurumsal Sorumluluk Tartışmaları
Dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı’nın tanık olarak ifadeye çağrılması, olayın idari kanadındaki sorumluluğun ne kadar geniş bir alana yayıldığını ortaya koyuyor. Aile ve avukatlar, doğrudan fail olduğu iddia edilen kişilerin yanı sıra, bu kişilerin kaçırılmasına veya korunmasına imkân tanıyan tüm kamu görevlilerinin de yargılanmasını talep ediyor. Umut Altaş’ın ABD’den gelen iddiaları ise cinayet şüphesini somutlaştırarak soruşturmanın seyrini değiştirdi.
Kamera Kayıtları ve Çelişkili İfadeler
Dava dosyasında dikkat çeken bir diğer isim ise Uğurcan Açıkgöz oldu. Açıkgöz’ün "olayı hatırlamıyorum" yönündeki savunması, HTS kayıtları ve tanık beyanlarıyla çürütülmeye çalışılıyor. Dosyadaki teknik veriler, olay gecesi ve takip eden günlerde failler arasında yoğun bir iletişim trafiği olduğunu kanıtlar nitelikte. Öte yandan Dersim Kadın Platformu, kentteki tüm kurumların bu süreçte "organize bir çete" gibi hareket ettiğini savunarak, hesap verebilirlik çağrısını yineliyor.
Adli süreçte gelinen noktada; cinayet, delil karartma ve nüfuz kullanma suçlamalarıyla tutuklanan çok sayıda kişi bulunurken, olayla bağlantılı olduğu iddia edilen isimlerin soruşturma kapsamı genişlemeye devam ediyor. Aile ve hukukçular, "koruma kalkanı" tamamen çökene kadar mücadelelerinin süreceğini belirtiyor.