Çinli araştırmacılar tarafından yürütülen okyanus dibi çalışmalarında, 7 bin metre derinlikte yüzlerce balina iskeletinden oluşan geniş bir bölge tespit edildi. Bilim dünyasını şaşırtan bu nekropolün, okyanus ekosistemi için kritik bir yaşam alanı sunduğu ifade ediliyor.
Hint Okyanusu’nun batı kesiminde gerçekleştirilen derin deniz keşifleri, deniz altındaki yaşam döngüsü hakkında ezber bozan veriler ortaya koydu. Çin Bilimler Akademisi’ne bağlı uzmanlar, Fendouzhe adlı denizaltı aracıyla 7 bin metre derinlikte yürüttükleri incelemelerde, yaklaşık 1200 kilometrelik bir hatta yayılan 500’den fazla balina iskeleti ve çok sayıda fosil kalıntısı saptadı. Nature dergisinde yer verilen bulgulara göre, bu bölge okyanus tabanındaki en yoğun balina birikim alanı olarak kayıtlara geçti.
Yaşamın merkezi haline gelen leşler
Araştırmacılar, okyanus tabanına çöken balina cesetlerinin, bölgedeki canlı yaşamı için devasa bir besin deposu görevi gördüğünü belirtiyor. "Whale falls" olarak adlandırılan bu ölü balina kalıntıları, güneş ışığının ulaşmadığı zifiri karanlık ortamda karmaşık bir ekosistemin oluşmasına olanak tanıyor. Uzmanlar, bölgede keşfedilen kemik yığınlarının, literatürde daha önce tanımlanmamış denizanası, solucan ve yumuşakça türleri de dahil olmak üzere çok sayıda canlıya ev sahipliği yaptığını vurguluyor.
Bölgenin gizemi çözülmeyi bekliyor
Diamantina Bölgesi olarak isimlendirilen bu alanda, milyonlarca yıldır neden balinaların aynı noktada toplandığı ise henüz aydınlatılamadı. Bilim insanları, bu durumun bölgenin tarihsel bir beslenme sahası olmasından veya okyanus akıntılarının cesetleri V şeklindeki bir hendeğe sürüklemesinden kaynaklanabileceği teorileri üzerinde duruyor. Araştırma ekibi, sadece bu bölgede 10 milyondan fazla balina leşi bulunabileceğini ve bunun yaklaşık 6,7 milyon ton karbonu okyanus tabanında hapsettiğini tahmin ediyor.
Bu keşif, okyanus derinliklerindeki biyolojik çeşitliliğin ve karbon döngüsünün anlaşılması adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, balinaların ölüm süreçleri ve deniz tabanındaki etkileri hakkında elde edilen yeni verilerin, derin deniz araştırmalarında yeni bir dönemi başlatabileceğini belirtiyor.