Terörsüz bir gelecek hedefiyle yürütülen tartışmalarda AK Parti, PKK elebaşı Abdullah Öcalan'a hukuki bir statü verilmesi beklentilerine kapıları kapatırken, sürecin önünü açacak yeni esnetme yöntemlerini masaya yatırdı.
Türkiye'nin gündemindeki terörsüz çözüm sürecinde takvim ve atılacak adımlar, taraflar arasındaki beklenti farklılıkları nedeniyle kritik bir eşiğe geldi. AK Parti, herhangi bir yasal düzenleme için PKK'nın sahada silah bıraktığının somut olarak kanıtlanmasını şart koşuyor. Buna karşın örgüt ve DEM Parti tarafı, yasal adımların öncelikli olması gerektiğini savunarak stratejik bir bekleme süreci izliyor.
Saha Gerçekleri Süreci Yavaşlatıyor
AK Parti içindeki hakim görüş, örgütsel faaliyetlerin sahada hız kesmediği yönünde. Parti kaynakları, mağaralara yapılan silah takviyeleri ve eğitim faaliyetlerinin devam ettiğini vurgulayarak, bu tablo değişmeden ihtimaller üzerine yasa çıkarmanın mümkün olmadığını belirtiyor. Silahların tamamen bırakılmadığı bir ortamda atılacak yasal adımların riskli görüldüğü ifade edilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirilen toplantılarda da önceliğin güvenlik olduğu mesajı öne çıkıyor. Öte yandan mevcut yasaların, suça bulaşmamış kişilerin dönüşü için zaten yeterli olduğu, ancak kapsamlı bir yasal çerçevenin ancak silahların susmasıyla hayata geçebileceği savunuluyor.
Statü Yerine İletişim Kanalları Tartışılıyor
Çözüm sürecinde Abdullah Öcalan'a hukuki bir statü tanınması fikrine ise AK Parti yönetimi sert bir dille karşı çıkıyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan bir hükümlüye ayrıcalık sağlanmasının hukuken mümkün olmadığını belirten kurmaylar, bu konudaki tartışmaları 'ara formül' ile çözmeyi planlıyor.
Bu çerçevede öne çıkan en güçlü öneri, Öcalan üzerindeki tecridin esnetilerek iletişim kanallarının çeşitlendirilmesi. İmralı'daki koşulların iyileştirilmesi, Kandil ile doğrudan irtibat kurulması ve akademisyenler ile basın mensupları gibi kamuoyunun farklı kesimleriyle görüşmelerin sağlanması, örgüt üzerindeki baskıyı artıracak bir hamle olarak görülüyor. AK Parti kaynakları, sürecin üç ana aktörü olduğunu hatırlatarak, Öcalan'ın sağlanan bu iletişim imkanlarının kendisi için en önemli 'statü' olacağını savunuyor.