Haber Yazar Genel Kafka’nın labirentlerinden kolektif direnişe: Bir üniversitenin üç günlük sınavı

Kafka’nın labirentlerinden kolektif direnişe: Bir üniversitenin üç günlük sınavı

Akademik ve idari kadro ile on binlerce öğrenciyi etkileyen kapatma kararı, 22 Mayıs sabahı kampüste büyük bir soru işaretiyle karşılandı. Hiçbir açıklama yapılmadan alınan bu karar, öğrencileri Kafkaesk bir davanın ortasında bırakırken, kampüs bahçesi kısa sürede hak arayışının merkezine dönüştü.

Kafka’nın labirentlerinden kolektif direnişe: Bir üniversitenin üç günlük sınavı
Okunma Süresi: 2 dk

Resmî Gazete’de yayımlanan ani bir kararla belirsizliğe sürüklenen Bilgi Üniversitesi öğrencileri, şaşkınlığı bir kenara bırakıp dayanışma ruhuyla kampüslerine sahip çıkıyor.

Akademik ve idari kadro ile on binlerce öğrenciyi etkileyen kapatma kararı, 22 Mayıs sabahı kampüste büyük bir soru işaretiyle karşılandı. Hiçbir açıklama yapılmadan alınan bu karar, öğrencileri Kafkaesk bir davanın ortasında bırakırken, kampüs bahçesi kısa sürede hak arayışının merkezine dönüştü.

Haksızlığa karşı yükselen sesler

Kapatma haberinin duyulmasıyla birlikte, üniversite bünyesindeki öğrenci platformları hızla harekete geçerek ortak bir tepki organizasyonu başlattı. Deneyimli öğrencilerle ilk kez eyleme katılan gençlerin omuz omuza verdiği süreçte, kampüs kapısı bir direniş alanına dönüştü. Sosyal medyanın gücünü de arkasına alan öğrenciler, üniversitelerinin kapalı kalmasına karşı net bir tavır sergiledi.

Dezenformasyon ve hakikat mücadelesi

Direnişin ilk saatlerinden itibaren sosyal medyada okulun geçmişine ve yönetimine dair pek çok asılsız iddia dolaşıma girdi. Ancak kampüs içinde bulunan öğrenci ve akademisyenler, bu tür spekülasyonlara prim vermeyerek YÖK denetimlerinden geçmiş bir kurumun bu şekilde cezalandırılmasının hukuksuzluğuna odaklandı.

Eylemlerden sanata uzanan bir ruh

Üç gün boyunca süren bekleyiş, zamanla bir direniş kültürüne evrildi. Çorba dağıtılan, forumlar düzenlenen ve müzik bölümlerinin sahneler kurduğu kampüste, “yarın ne olacağım” kaygısı yerini birlikteliğin getirdiği mücadele azmine bıraktı. Camus’nün Veba’sını andıran bu süreç, öğrencilerin farklı görüşlerine rağmen ortak bir noktada buluşabildiklerini kanıtladı.

Geleceğe taşınan akademik miras

Bilgi Üniversitesi’nin özgürlükçü geleneği, bu üç günlük süreçte öğrenciler tarafından yeniden yoğuruldu. Yaşanan tüm belirsizliklere ve ayrıştırma çabalarına rağmen, kampüste filizlenen bu ruhun kolay kolay silinmeyeceği vurgulanıyor. Bir akademisyenin ifadesiyle, “her damlanın içinde bir derya saklı” olduğu gerçeği, üniversite bileşenlerinin geleceğe dair umudunu diri tutuyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız