İstanbul Arnavutköy’de hayata geçirilmesi planlanan TOKİ konutlarının imar planları, şehircilik ilkelerini hiçe saydığı gerekçesiyle bilirkişi raporuna takıldı; Bakanlık ise savunmasını üst makam kararlarına dayandırdı.
İstanbul’un kuzey hattında, Kanal İstanbul projesinin güzergâhında yer alan Baklalı ve Boyalık mahallelerinde TOKİ tarafından yürütülen toplu konut çalışmaları, hukuki bir krizi beraberinde getirdi. İSKİ tarafından açılan dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu, projenin bölgeye getireceği ağır yükü gözler önüne serdi.
Nüfus artışına karşı yetersiz altyapı uyarısı
Mahkemeye sunulan uzman görüşünde, imar değişikliklerinin şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı. Raporda, hektar başına düşen nüfusun 100 kişiden 240 kişiye çıkarılmasının bölgenin dokusunu bozacağı belirtildi. Özellikle, bölgedeki toplam nüfusun 21 bin seviyesine dayanmasına rağmen, okul ve sosyal tesis gibi altyapı kalemlerinde herhangi bir iyileştirme yapılmaması "standartların altında bir şehirleşme" olarak nitelendirildi. Uzmanlar, bu durumun kamu yararı taşımadığını ifade etti.
Savunmada Cumhurbaşkanı kararı kartı
Raporun ardından gözlerin çevrildiği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile TOKİ cephesinden ise tartışmalı bir yanıt geldi. Kurumlar, Sazlıdere Barajı havzasının korunmasına dair itirazları, 2022 tarihli bir Cumhurbaşkanlığı kararı ile savuşturmaya çalıştı. Savunma dilekçesinde, söz konusu kararın idari yönetmeliklerin üzerinde olduğu ve Sazlıdere’nin artık içme suyu havzası niteliğini kaybettiği iddia edilerek, hukuki süreçte bu kararın esas alınması gerektiği savunuldu.
Bölgedeki arsa hareketliliği yeniden hatırlandı
Arnavutköy’deki imar planı değişiklikleri, gözleri bir kez daha bölgedeki arazi hareketliliğine çevirdi. Daha önce Kanal İstanbul projesi öncesinde satın aldığı tarım arazisiyle gündeme gelen Katar Şeyhi’nin annesi Şeyha Moza’ya ait arazinin, plan değişiklikleriyle "turizm ve ticaret" alanına dönüştürülmesi tartışmaları yeniden alevlendirdi. Şimdi tüm gözler, mahkemenin bu yoğun nüfus ve statü değişikliği talepleri karşısında vereceği nihai karara çevrilmiş durumda.