Haber Yazar Genel Kemal Okuyan: Türkiye’de toplumsal direnç ile siyaset arası kopuk

Kemal Okuyan: Türkiye’de toplumsal direnç ile siyaset arası kopuk

Türkiye'deki rejim tartışmalarını ve iktidarın muhalefete yönelik hamlelerini değerlendiren TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, kapitalist sistemin cumhuriyetin ilerici değerlerine olan ihtiyacını yitirdiğini savundu.

Kemal Okuyan: Türkiye’de toplumsal direnç ile siyaset arası kopuk
Okunma Süresi: 3 dk

Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, mevcut siyasi atmosferde toplumun cumhuriyet değerlerine yönelik eğilimi ile siyaset kurumunun bu talebi karşılama biçimi arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekti.

Türkiye'deki rejim tartışmalarını ve iktidarın muhalefete yönelik hamlelerini değerlendiren TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, kapitalist sistemin cumhuriyetin ilerici değerlerine olan ihtiyacını yitirdiğini savundu. Okuyan, Türkiye’de 1920’lerin devrimci dönüşümlerinin bugün sermaye düzeni için bir "ayak bağı" olarak görüldüğünü ifade etti.

Okuyan, Türkiye’de cumhuriyetin aşındırılması sürecinin sadece güncel yargı kararlarıyla sınırlı olmadığını, uzun bir döneme yayılan sistematik bir "karşı devrim" stratejisinin parçası olduğunu öne sürdü. Bu noktada özelleştirme süreçlerinin ve laikliğin tasfiyesinin, sermaye birikim modelinin bir gereği olarak kurgulandığını belirten Okuyan, mevcut iktidarın toplumsal rızayı üretmekte zorlandığı için doğrudan siyasi müdahalelere başvurduğunu iddia etti.

Siyaset alanında yaşanan tıkanıklık

Türkiye'de cumhuriyet birikimine sahip çıkan ciddi bir toplumsal katman bulunduğunu vurgulayan Okuyan, buna karşın siyaset sahnesindeki direnç eksikliğinin ana sorumlusu olarak Cumhuriyet Halk Partisi'ni işaret etti. Okuyan, muhalefet hattındaki "kötürümleşmenin" toplumun direnç enerjisini aşağıya çektiğini ve siyasetin toplumun gerisine düşmesinin tehlikeli bir durum yarattığını belirtti.

Okuyan, iktidarın muhalif figürlere yönelik operasyonlarının temelinde de toplumun ikna edilememesi yattığını savundu. İmamoğlu örneği üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Okuyan, AKP’nin oy oranlarını artıramadığını, bu nedenle "yolsuzlukla mücadele" veya "milli güvenlik" gibi gerekçelerle siyaseti dizayn etmeye çalıştığını öne sürdü.

Yeni Osmanlıcılık ve monarşi tartışmaları

Türkiye'nin monarşi veya Azerbaycan tipi bir yönetime geçip geçmeyeceği yönündeki soruları yanıtlayan Okuyan, bu senaryoların Türkiye'nin sınıfsal ve toplumsal dinamikleriyle örtüşmediğini savundu. İktidarın stratejisinin "Yeni Osmanlıcılık" ekseninde şekillendiğini belirten Okuyan, Türkiye'nin seçimli bir sistemden tamamen vazgeçmesinin zor olduğunu, ancak seçme ve seçilme hakkının giderek daha fazla kısıtlanmaya çalışıldığını ifade etti.

Ayrıca AKP içerisindeki Erdoğan sonrası dönem tasarımlarına da değinen Okuyan, parti içinde Atlantikçi ve diğer gruplar arasında sürtüşmeler olduğunu, ancak dış politika ve ekonomi yönetiminin genel hattının bu kavgaların üzerinde bir "sermaye diktatörlüğü" mantığıyla şekillendiğini vurguladı. Okuyan, Türkiye’de yaşananların sınıfsal bir temeli olduğunu ve sorunun "tek adam" söyleminin ötesinde sermaye düzeniyle bağlantılı olduğunu sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız