Jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarına yansıması enflasyonu körüklerken, Dünya Bankası küresel büyüme tahminini son yılların en düşük seviyesine indirdi.
Orta Doğu’da tırmanan tansiyonun emtia ticareti üzerindeki olumsuz etkileri, dünya genelinde ekonomik istikrarı zorlamaya devam ediyor. Dünya Bankası tarafından açıklanan son veriler, 2026 yılı küresel büyüme oranının yüzde 2,5 seviyesinde kalacağını öngörüyor. Bu oran, pandemi döneminden bu yana kaydedilen en zayıf büyüme performansı olarak kayıtlara geçti.
ABD ve Avrupa piyasalarında ise yükselen fiyatlar hane halkı üzerindeki baskıyı derinleştiriyor. ABD’de tüketici fiyat endeksinin mayıs ayında yüzde 4,2’ye ulaşması, 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak rapor edildi. Enflasyonist ortamda reel saatlik ücretlerde yaşanan yüzde 0,7’lik düşüş, çalışan kesimin satın alma gücündeki erimeyi gözler önüne seriyor.
Avrupa Merkez Bankası cephesinde ise tablo benzer bir seyir izliyor. Euro Bölgesi’nde yüzde 3,2 olarak gerçekleşen enflasyon, politika yapıcıları üç yılın ardından yeniden faiz artırım sürecine girmeye sevk etti. İngiltere’de Brexit’in uzun vadeli etkileriyle sarsılan piyasalar, Avrupa genelinde temkinli bir büyüme beklentisine işaret ediyor.
Asya pazarlarında ayrışan performans
Küresel belirsizliklere rağmen Asya ekonomilerinde farklı eğilimler gözlemleniyor. Çin, yıllık bazda yüzde 19’u aşan ihracat artışı ve 105,4 milyar doları bulan dış ticaret fazlasıyla küresel ticaretteki ağırlığını koruyor. Yapay zeka teknolojilerine yönelik küresel talep, özellikle Güney Kore gibi ülkelerde yılın ilk çeyreğinde beklentileri aşan bir büyüme performansını destekledi.
Öte yandan, Japonya gibi ekonomilerde maliyet artışlarının işletmeler üzerindeki baskısı sürüyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların, artan operasyonel maliyetler nedeniyle ücret artışlarını sürdürmekte zorlanabileceği belirtiliyor.
Ekonomik görünümde belirsizlik sürüyor
Dünya Bankası yetkilileri, Orta Doğu kaynaklı çatışmaların devam etmesi durumunda ithalat maliyetlerindeki yükselişin küresel tedarik zincirlerini daha fazla aksatabileceği uyarısında bulundu. Merkez bankalarının sıkı para politikaları ve jeopolitik riskler, önümüzdeki dönemde ekonomik büyüme üzerindeki en büyük iki risk faktörü olarak öne çıkıyor. Küresel ekonomi, bir yandan teknolojik dönüşümün sağladığı ivmeyi kullanmaya çalışırken, diğer yandan maliyet baskıları ve düşük büyüme tehdidi arasında bir denge kurmaya çalışıyor.