Mem Ararat’ın müzik yapım şirketlerine yönelik dile getirdiği eleştiriler sanat camiasında geniş bir tartışma başlatırken, sektörün önde gelen isimleri tarafları yapıcı bir diyaloğa davet etti.
Kürt sanat dünyası, son günlerde Mem Ararat’ın KOM Müzik ve bazı kurumlara yönelttiği sitem dolu açıklamalarla hareketli günler yaşıyor. Sanatçının emeğinin görmezden gelindiği ve kurumların baskıcı bir tutum sergilediği yönündeki iddiaları, sosyal medya ve kamuoyunda büyük bir polemiği tetikledi. Konuya dair sessizliğini bozan Blind İbrahim, Mikail Aslan, Şivan Perwer ve Ferhat Tunç gibi isimler, hem sanatçı hakları hem de kurumların tarihsel misyonuna vurgu yapan farklı perspektifler sundu.
Sanatçı Bağımsızlığı mı Kurumsal Hakimiyet mi?
Tartışmalara en hızlı destek Blind İbrahim’den geldi. Mem Ararat’ın eleştirilerini haklı bulduğunu ifade eden İbrahim, müzik şirketlerinin veya siyasi yapıların sanatçıları kontrol altında tutmaya çalışmasının yaratıcılığı kısıtladığını belirtti. Sanatçının özgür bir düzlemde üretim yapması gerektiğini savunan İbrahim, kurumların kültürel hizmet sunma görevlerinin, bireysel sanatçı üzerinde mutlak bir otorite kurma hakkı doğurmadığına dikkat çekti. İbrahim, tüm sanatçıların ortak bir hedef olan Kürt diline ve kültürüne hizmet ettiğini hatırlatarak birleştirici bir dil kullanılmasını önerdi.
Tarihsel Miras ve Sanat-Siyaset Ayrımı
Mikail Aslan ise konuya daha analitik bir noktadan yaklaştı. Kürt ve Zaza kültürünün geçmişte büyük bedeller ödenerek bugüne taşındığını belirten Aslan, Hunerkom ve KOM Müzik gibi yapıların kuruluş amaçlarının bu kültürün yok olmasını engellemek olduğunu hatırlattı. Aslan, "Sanatın ve siyasetin yolları her zaman aynı değildir; siyaset güncelin, sanat ise toplumsal hafızanın dilidir" diyerek iki alanın birbirinden ayrıştırılması gerektiğini vurguladı. Mevcut gerilimin telif sorunlarından öte, "kurum içi" ve "kurum dışı" anlayışından kaynaklandığını savunan sanatçı, halkın kendi tercihini yapacak bilince ulaştığını ifade etti.
Sağduyu ve Birlik Mesajları
Şivan Perwer ise tartışmaya daha geniş bir pencereden bakarak, tarafları birbirlerine karşı sert bir dil kullanmamaya çağırdı. Kürt aydınlarının enerjilerini kendi halklarına hizmet etmeye yönlendirmeleri gerektiğini kaydeden Perwer, bölünmüşlüğün geleceğe zarar verdiğini dile getirdi.
Ferhat Tunç da benzer şekilde, kişisel kırgınlıkların kurumsal bir itibarsızlaştırmaya dönüşmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Geçmişin emeğine sahip çıkılması gerektiğini belirten Tunç, şeffaf ve hukuki bir zeminde sorunların çözülmesinin, Kürt sanatının geleceği adına en sağlıklı yol olduğunu belirtti. Tüm bu açıklamalar, camiada tarafların birbirini kırmadan ortak bir çözüm bulma arayışının sürdüğünü gösteriyor.