Haber Yazar Genel Meme kanserinde "gereksiz kemoterapi" dönemini bitiren buluş: Binlerce hasta artık ağır tedaviden kurtulacak

Meme kanserinde "gereksiz kemoterapi" dönemini bitiren buluş: Binlerce hasta artık ağır tedaviden kurtulacak

Kanser tedavisinde hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kemoterapi süreçleri, artık daha seçici bir yaklaşımla uygulanacak. University College London (UCL) tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir araştırma, "Prosigna" adı verilen DNA testinin, kemoterapiden hiçbir fayda görmeyecek hastaları önceden saptayabildiğini kanıtladı.

Meme kanserinde "gereksiz kemoterapi" dönemini bitiren buluş: Binlerce hasta artık ağır tedaviden kurtulacak
Okunma Süresi: 2 dk

Londra merkezli bilim insanları, meme kanseri teşhisi konulan hastaların kemoterapiye gerçekten ihtiyaç duyup duymadığını belirleyen devrim niteliğinde bir gen testi geliştirdi.

Kanser tedavisinde hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kemoterapi süreçleri, artık daha seçici bir yaklaşımla uygulanacak. University College London (UCL) tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir araştırma, "Prosigna" adı verilen DNA testinin, kemoterapiden hiçbir fayda görmeyecek hastaları önceden saptayabildiğini kanıtladı. Uzmanlar, bu yöntemin standart hale gelmesiyle birlikte hastaların saç dökülmesi, aşırı yorgunluk ve bağışıklık sisteminin çökmesi gibi ağır yan etkilerden korunabileceğini vurguluyor.

Tedavide Kişiselleştirilmiş Dönem

Geleneksel kanser protokollerinde cerrahi müdahalenin ardından tümörün tekrarlama riskini düşürmek amacıyla genellikle kemoterapiye başvuruluyor. Ancak yeni çalışma, düşük risk puanına sahip hastaların kemoterapisiz süreçlerde de oldukça başarılı sonuçlar elde edebildiğini ortaya koydu. Araştırmada yer alan 4 bin 429 katılımcı üzerinde yapılan analizlerde, kemoterapi almayan düşük riskli hastaların 5 yıllık sağ kalım oranları, tedavi uygulanan grup ile neredeyse aynı seviyede, yani yüzde 93,7 olarak kaydedildi.

Hasta Deneyimleri Umut Veriyor

Testin başarısını deneyimleyenlerden biri olan 64 yaşındaki Karen Bonham, "Optima" adlı klinik deneme sürecinde kemoterapiye ihtiyaç duymadığını öğrendiğinde büyük bir moral kazandığını ifade etti. Sekiz yıl süren radyoterapi ve hormon terapisiyle kanseri yenen Bonham, bu yeni yöntemin hastalara sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da büyük bir destek sağladığını belirtti.

Sağlık Sistemine Büyük Tasarruf ve Sağlıkta Kalite

UCL Kanser Enstitüsü’nden Profesör Rob Stein, bu gelişmeyi kişiselleştirilmiş tedavinin bir zaferi olarak nitelendiriyor. Prosigna testi, tümör dokusundaki gen aktivitelerini moleküler düzeyde analiz ederek tedavi yol haritasını çiziyor. Uygulamanın yaygınlaşmasıyla birlikte, sadece İngiltere’de her yıl 5 binden fazla hastanın gereksiz kemoterapi yükünden kurtulması bekleniyor. Bununla birlikte, testin 40 yaş altındaki genç hasta grubundaki başarısının netleşmesi için ilerleyen dönemlerde daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız