Haber Yazar Genel MESEM mercek altında: 1,4 milyon öğrenci sanayi ile okul arasında sıkıştı

MESEM mercek altında: 1,4 milyon öğrenci sanayi ile okul arasında sıkıştı

Türkiye’nin sanayi üretimindeki kalifiye eleman açığını kapatma hedefiyle 2021 yılında revize edilen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), bugün 1,4 milyona ulaşan öğrenci kapasitesiyle devasa bir ekonomi modeli haline geldi.

Okunma Süresi: 2 dk

Hükümetin ara eleman sorununa çözüm olarak sunduğu Mesleki Eğitim Merkezleri, son yıllarda artan çocuk işçi ölümleri ve yükselen atıl işgücü verileriyle eğitim sisteminin en tartışmalı alanı haline geldi.

Türkiye’nin sanayi üretimindeki kalifiye eleman açığını kapatma hedefiyle 2021 yılında revize edilen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), bugün 1,4 milyona ulaşan öğrenci kapasitesiyle devasa bir ekonomi modeli haline geldi. Ancak bu hızlı büyüme, pedagojik ve güvenlik odaklı ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Ekonomik büyüme stratejisinin en önemli sac ayaklarından biri olarak görülen sistem, işletmelere sağlanan kamu destekleri ve asgari ücretin bir kısmının devlet tarafından karşılanmasıyla cazip kılındı. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, 335 bini aşkın işletme bu ağın bir parçası konumunda.

Güvenlik karnesi alarm veriyor

Sistemin en çok göze çarpan ve kamuoyunda infial yaratan tarafı ise iş sağlığı ve güvenliği istatistikleri oldu. 2021 ile 2025 yılları arasında toplam 345 çocuk işçi hayatını kaybederken, MESEM çatısı altında bulunan 34 öğrencinin de iş kazalarında yaşamını yitirmesi "denetim mekanizmaları yetersiz mi?" sorusunu gündeme taşıdı. Bakanlık, kriterlere uymayan 23 binin üzerinde işletmenin sözleşmesini feshederek sistemin güvenli bir eğitim alanı olduğu tezini savunsa da, 2026 yılının ilk aylarında yaşanan yeni kayıplar risklerin sürdüğünü kanıtlıyor.

İstihdam verilerindeki çelişkili tablo

Bakanlık cephesinde mezunların yüzde 88 gibi yüksek bir oranla kendi branşlarında istihdam edildiği vurgulanırken, genel tablo farklı bir gerçekliğe işaret ediyor. 2021 yılında yüzde 24,40 olan atıl işgücü oranının, sistemin yaygınlaşmasına rağmen 2026 itibarıyla yüzde 31,50’ye yükselmesi dikkat çekici bir paradoks oluşturuyor. Sanayide ara eleman ihtiyacının 360 bini aşmasına karşın atıl işgücünün büyümesi, piyasadaki ücret düzeyleri ve çalışma koşullarının gençleri üretimden uzaklaştırdığı şeklinde yorumlanıyor.

Hükümet yetkilileri MESEM'i "Türkiye Yüzyılı" vizyonunun üretim ayağı olarak konumlandırıp genç işsizliğini kalıcı olarak çözdüklerini iddia ederken, uzmanlar ve eğitimciler okuldan uzaklaşan çocukların korunmasız bir iş hayatına erken sürüklenmesinin uzun vadede daha büyük yapısal sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *