Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, küçük Narin’in katledilmesi davasında Nevzat Bahtiyar için hükmedilen 17 yıllık hapis cezasını yetersiz bularak dosyayı Yargıtay’a taşıdı.
Narin Güran’ın öldürülmesine dair görülen davada hukuki süreç yeni bir boyuta taşındı. Nevzat Bahtiyar’ın “nitelikli kasten öldürmeye yardım” suçundan aldığı 17 yıllık hapis cezasını mercek altına alan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, karara karşı temyiz yoluna başvurdu. Başsavcılığın sunduğu dilekçede, Bahtiyar’ın eyleminin sadece yardım etmekle sınırlandırılamayacağı, diğer sanıklarla fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçunu işlediği vurgulandı.
Deliller suç ortaklığını işaret ediyor
Temyiz dosyasında yer alan detaylara göre, olay anına ait kamera görüntüleri, bölgedeki baz analizleri, kriminal incelemeler ve araç hareketleri sanıkların olay günü koordineli bir şekilde hareket ettiğini kanıtlıyor. Başsavcılık, özellikle Nevzat Bahtiyar’ın cesedi gizleme sürecindeki aktif tutumunun, cinayet planının bir parçası olduğunu ve mahkemenin bu durumu göz önünde bulundurarak karar vermesi gerektiğini savundu. Bu kapsamda, mevcut kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması talep edildi. Dosya, son kararı vermek üzere Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne sevk edildi.
Gerekçeli karardaki çarpıcı detaylar
Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hazırlanan 49 sayfalık gerekçeli kararda, olay gününe dair somut veriler de yer alıyor. Karara göre, amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar arasında olay öncesinden gelen yakın bir bağ bulunuyor. Sanıkların maktulün eve döndüğü saatlerde birbirlerine yakın noktalarda oldukları ve sık sık telefon irtibatı kurdukları kaydediliyor.
Mahkeme, Bahtiyar’ın “olay yerinde değildim” savunmasını, baz verileri ve suçun işleniş biçimiyle çürüterek, sanığın Salim Güran tarafından kendisine teslim edilen cansız bedeni dereye götürüp sakladığını teyit etmişti. Buna rağmen savcılık, Bahtiyar’ın cezasının "yardım etme" statüsünden çıkarılıp, bizzat cinayete ortaklık düzeyinde cezalandırılması gerektiği yönündeki ısrarlı tutumunu sürdürüyor. Yargıtay’ın vereceği nihai karar, davanın seyri açısından büyük önem taşıyor.