Mirat Haber yazarı Ali Rıza Demircan, Bilal Erdoğan'ın nikah süreçlerine dair yaptığı "Batı'daki gibi dini bir algı oluşturulamadı" eleştirisine sert bir yanıt verdi. Demircan, devlet kurumlarında kıyılan nikahın şekliyle dini bir nitelik kazanmayacağını savundu.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, yakın zamanda yaptığı bir değerlendirmede evlilik akdi konusundaki toplumsal algıya dikkat çekmişti. Amerika örneği üzerinden bir kıyaslama yapan Erdoğan, orada nikahın dini bir kurum olarak algılandığını, Türkiye'de ise müftülük yetkisine rağmen vatandaşın zihninde sadece belediye nikahının yer edindiğini belirtmişti.
Müftülükler laik yapının bir parçasıdır
Bu görüşlere karşı çıkan Mirat Haber İmtiyaz Sahibi Ali Rıza Demircan, "Nikah Müftülükte kıyılmakla dini olur mu?" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Demircan, Bilal Erdoğan'ın iki noktada yanıldığını öne sürerek, müftülüklerin Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı idari birimler olduğunu ve laik anayasal düzenin bir parçası olarak hizmet verdiklerini vurguladı. Yazısında bu kurumların İslam'ı İslam'a göre yaşatmak gibi bir görev tanımı olmadığını belirten Demircan, "Nikahın besmeleyle başlayıp dua ile bitmesi, mevcut laik düzende sadece sembolik bir durumdur, nikahı İslami kılmaz" ifadelerini kullandı.
İslami nikahın şartları nelerdir?
Demircan, açıklamasında belediye veya müftülük ayrımı yapmaksızın, bir nikahın İslami açıdan geçerli sayılabilmesi için temel şartları şu şekilde sıraladı:
Tarafların hür iradeleriyle karar alması esastır; baskı altındaki evlilikler geçersizdir. Nikah akdi şahitler huzurunda ilan edilmeli, aleni olmalıdır. Kadının kendi hakkı olan mehir ve boşanma durumunda tazminat gibi hususlar mutlaka sözleşmede yer almalıdır. Ayrıca tarafların İslami açıdan evliliğe engel bir durumunun olup olmadığı, kamu otoritesi veya veliler tarafından denetlenmelidir.
Yazısında Diyanet'in bu konudaki tutumunu da eleştiren Demircan, İslam'ın hükümlerine uygun bir nikah modelinin oluşturulması gerektiğini belirterek, mevcut durumun laikliği yüceltmekten öteye gitmediğini savundu.