Haber Yazar Genel Orta Doğu ticaret rotasında stratejik değişim

Orta Doğu ticaret rotasında stratejik değişim

İsrail basını, bu girişimin bölgedeki dengeleri değiştirdiğini ve yeni bir jeopolitik gerçeklik yarattığını öne sürdü. Yedioth Ahronoth gazetesinde yer alan analizde, Ankara ile Riyad arasında 9 Haziran tarihinde mutabakata varılan demir yolu ve lojistik projelerinin, daha önce planlanan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) rotasını devre dışı bıraktığı iddia edildi.

Orta Doğu ticaret rotasında stratejik değişim
Okunma Süresi: 2 dk

Türkiye ve Suudi Arabistan arasında imzalanan lojistik iş birliği anlaşmaları, bölgesel ticaret koridorlarında köklü bir revizyona işaret ediyor. İsrail basını, bu girişimin bölgedeki dengeleri değiştirdiğini ve yeni bir jeopolitik gerçeklik yarattığını öne sürdü.

Yedioth Ahronoth gazetesinde yer alan analizde, Ankara ile Riyad arasında 9 Haziran tarihinde mutabakata varılan demir yolu ve lojistik projelerinin, daha önce planlanan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) rotasını devre dışı bıraktığı iddia edildi. Söz konusu koridorun, İsrail'in Hayfa Limanı üzerinden Avrupa'ya bağlanmasını hedeflediği hatırlatılırken, bölgedeki güvenlik ortamının değişmesiyle birlikte Suudi Arabistan’ın tercihlerini Türkiye lehine güncellediği belirtildi.

Hicaz hattı yeniden gündemde

Projenin temelinde, İstanbul’dan başlayıp Suriye ve Ürdün üzerinden Suudi Arabistan’a ulaşan tarihi Hicaz Demir Yolu vizyonunun modern bir lojistik ağla canlandırılması yatıyor. Yaklaşık 5,5 milyar dolarlık bir yatırım hacmi öngörülen hattın, deniz yoluyla 30 günü bulan nakliye sürelerini kara yoluyla iki haftanın altına düşürmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu güzergahın gelecekte Umman ve Hint Okyanusu’na kadar genişletilmesinin Türkiye’nin nüfuz alanını Kızıldeniz hattına taşıyacağını vurguluyor.

Jeopolitik bir kazanım hamlesi

İsrail basını, söz konusu anlaşmayı Türkiye'nin bölgesel krizleri stratejik bir avantaja dönüştürme başarısı olarak yorumladı. IMEC projesinin Gazze’deki çatışmalarla işlevselliğini yitirdiğini savunan analistler, Türkiye’nin bu süreçte sadece bir transit güzergah değil, projenin merkezindeki kilit aktör haline geldiğini ifade etti.

Analizde, Türkiye'nin sağladığı bu lojistik ve ekonomik derinliğin, önümüzdeki on yılın bölgesel mimarisini şekillendirecek temel taşlardan biri olacağı öngörülüyor. Şam’daki Türk bankacılık faaliyetlerinden, Suudi Arabistan'dan gelen yüklere kadar uzanan bu iş birliği modelinin, kalıcı bir stratejik ittifakın habercisi olduğu kaydediliyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız