Küresel enerji piyasalarında Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık ve Orta Doğu'daki altyapı saldırıları nedeniyle yaşanan arz krizi, dev şirketlerin radarında. Vitol yöneticileri, mevcut piyasa koşullarının krizin gerçek boyutunu henüz tam olarak yansıtmadığını belirterek kritik bir uyarıda bulundu.
Orta Doğu'da yaşanan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'nın fiili olarak devre dışı kalması, küresel enerji sisteminde günlük 14 milyon varillik bir boşluk yarattı. Petrol tarihinde eşine az rastlanan bu arz sıkıntısı, enerji devi Vitol'ün de gündemindeydi. Londra'da düzenlenen enerji konferansında konuşan şirket yetkilileri, ham petrolün bir şekilde sisteme dahil edilebileceğini ancak rafine ürünlerdeki eksikliğin yıl sonuna kadar telafi edilmesinin neredeyse imkansız olduğunu vurguladı.
Stoklar tükenince gerçek yüzleşme başlayacak
Vitol temsilcisi, şu anki fiyatlamaların bir yanılsama olabileceğine dikkat çekerek, rafinerilerin krizin hızla çözüleceği beklentisiyle alımlarını ertelediğini belirtti. Ancak stok çekişlerinin sürdürülebilir olmadığını savunan yetkili, özellikle Çin gibi dev ithalatçıların piyasaya fiziksel varil arayışıyla girmesi durumunda fiyatların çok daha sert bir ivmeyle yükseleceği konusunda uyardı.
Talep yıkımı kaçınılmaz bir sonuç olabilir
Piyasadaki arz yetersizliğini dengeleyebilecek tek mekanizmanın fiyatların aşırı yükselmesiyle oluşacak "talep yıkımı" olduğunu belirten yetkili, şu anki 90-95 dolar bandındaki fiyatların bu kırılmayı yaratmakta yetersiz kaldığını ifade etti. Petrol fiyatlarının 110 dolar seviyelerinde olduğu dönemde özellikle Asya ve Afrika'da gözlenen talep kaybının, Batı ülkelerinde çok daha yavaş bir seyir izlediği kaydedildi.
ABD'nin ihracat hamleleri tartışılıyor
Konuşmasında ABD'nin enerji politikalarına da değinen Vitol yöneticisi, Washington yönetiminin ham petrol veya rafine ürün ihracatına kısıtlama getirmesinin fiyatları dengelemek yerine iç piyasada farklı türde bir krize yol açabileceğini belirtti. Bu ihtimalin şu an için düşük olduğunu savunan uzmanlar, küresel sistemin fiziksel varil kıtlığı ile yüzleşeceği anın, enerji piyasalarının kaderini belirleyecek dönüm noktası olacağını savunuyor.