Haber Yazar Genel Silivri’deki Kumpas Davasında İktidarın İddianamesi İlk Celsede Paramparça Oldu

Silivri’deki Kumpas Davasında İktidarın İddianamesi İlk Celsede Paramparça Oldu

Silivri’de 11 Mayıs’ta başlayan ve üç gün süren duruşmalar, iddianamenin hukuki temelden ne kadar yoksun olduğunu gözler önüne serdi. İktidarın siyasi ikbalini korumak adına "darbe" ve "casusluk" kılıfıyla başlattığı bu süreçte, sanıklar savunmalarıyla aslında yargılayan taraf konumuna geçti.

Silivri’deki Kumpas Davasında İktidarın İddianamesi İlk Celsede Paramparça Oldu
Okunma Süresi: 2 dk

Kamuoyunda "casusluk" iddiasıyla başlatılan dava, hukuk zemininde savunma makamının ezici üstünlüğüyle ilk günlerden çöktü; uzmanlar süreci, iktidarın kendi ömrünü uzatmak için kurguladığı siyasi bir mühendislik projesi olarak değerlendiriyor.

Silivri’de 11 Mayıs’ta başlayan ve üç gün süren duruşmalar, iddianamenin hukuki temelden ne kadar yoksun olduğunu gözler önüne serdi. İktidarın siyasi ikbalini korumak adına "darbe" ve "casusluk" kılıfıyla başlattığı bu süreçte, sanıklar savunmalarıyla aslında yargılayan taraf konumuna geçti. Özellikle Ekrem İmamoğlu ve diğer isimlerin siyasi savunmaları, davanın meşruiyetini kökünden sarstı.

Sürpriz İtiraf: Devlete Çalışan "Casus" Mu?

Davanın en dikkat çekici figürü olan Hüseyin Gün, duruşmadaki tavrıyla beklentileri tamamen değiştirdi. Etkin pişmanlıktan yararlanmadığını ve kimseye iftira atmadığını vurgulayan Gün, 2014-2017 yılları arasında devlet adına lobi faaliyetleri yürüttüğünü ve elinde Fuat Oktay imzalı bir yetki belgesi bulunduğunu açıkladı. Bir dönem devletin operasyonel faaliyetlerinde yer aldığı anlaşılan Gün'ün, şimdi yine aynı devlet tarafından "casus" olarak yargılanması, davanın içindeki çelişkileri gözler önüne serdi.

Tele1’in Satış Süreci ve Yargı Üzerindeki Baskı

Duruşmaların 6 Temmuz'a ertelenmesinin ardında yatan asıl sebebin hukuki değil, ekonomik ve siyasi bir takvime dayandığı iddia ediliyor. Tele1’in 17 Haziran’daki satış ihalesine odaklanan mahkeme süreci, kanalın susturulması ve İmamoğlu’na yönelik bir "imha davası" kurgulanması çabası olarak yorumlanıyor. Hüseyin Gün'ün ağır tecrit altında tutulması ve mahkemede ayrı bir bölümde oturtulması, üzerinde hala baskı kurulmaya çalışıldığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Muhalefet İçin Yeni Mücadele Hattı

Yaşanan bu süreç, iktidarın kontrolünü kaybettiği bir dönemin işareti olarak görülüyor. Muhalefetin bu tür operasyonlara karşı tekil tepkiler yerine, birleşik bir demokratik cephe oluşturması gerektiği belirtiliyor. Silivri'deki duruşma salonunda oluşan dayanışma tablosu, iktidarın korku iklimi yaratma çabalarına karşın halkın ve aydınların geri adım atmayacağının en somut kanıtı oldu. Hukuksuzlukla kuşatılan bu dönemde, mücadelenin ancak toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir cephe ile aşılabileceği vurgulanıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız