Türk sinema eleştirmenliğinin duayen ismi Atilla Dorsay, çocukluk yıllarının yokluklarından bugün 60'ı aşkın esere uzanan entelektüel bir yolculuğun mimarı olarak kültür dünyamızın en önemli hafızalarından biri olmaya devam ediyor.
İzmir'in Karşıyaka ilçesinde 1939 yılında dünyaya gelen Atilla Dorsay, İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu atmosferinde, karneyle alınan ekmeklerin ve radyodan yükselen savaş haberlerinin gölgesinde büyüdü. Henüz 10 yaşındayken, eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam edebilmesi adına İstanbul'a taşınan ailesi, onun ileride şekillenecek Fransız kültürüyle yoğrulmuş entelektüel kimliğinin de temelini attı. Mimar Sinan Üniversitesi'nde aldığı mimarlık eğitimi ise Dorsay’ın hayatı boyunca her alanda koruduğu o karakteristik estetik bakış açısının kaynağı oldu.
Basın dünyasında çeyrek asırlık iz
Gazetecilik kariyerine 1966 yılında Cumhuriyet gazetesinde adım atan Dorsay, burada 27 yıl boyunca aralıksız sürdürdüğü yazılarıyla Türk sinema eleştirisinin çıtasını belirledi. Kariyeri boyunca Milliyet, Yeni Yüzyıl ve Sabah gibi önemli mecralarda görev alan usta kalem, mesleki duruşunu her şeyin üzerinde tuttu. Özellikle Emek Sineması'nın yıkımına karşı sergilediği ilkesel tavır ve "Emek yoksa ben de yokum" diyerek Sabah gazetesinden ayrılması, onun okuruyla kurduğu güvene dayalı bağın en somut göstergelerinden biri olarak hafızalara kazındı.
Sinema dünyasına adanmış bir ömür
Dorsay’ın kültür sanat dünyasındaki etkisi sadece yazılarıyla sınırlı kalmadı. İstanbul Sinema Festivali’nin mutfağında yıllarca emek veren, TRT ekranlarında klasikleşmiş filmleri izleyiciyle buluşturan ve Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) kurucu başkanı olarak sektöre kurumsal bir kimlik kazandıran Dorsay, bayrağı zamanı geldiğinde genç meslektaşlarına devretmeyi bir görev bildi. 2013 yılından bu yana ise T24 çatısı altında, hiçbir kısıtlamaya bağlı kalmadan özgürce kaleme aldığı yazılarıyla okurlarıyla buluşmayı sürdürüyor.
60'ı aşan eserle devasa bir arşiv
Yazarlık kariyerini kitaplarla taçlandıran Dorsay, son yarım asrın sinema dökümünü çıkaran eserlerinin yanı sıra şehircilik, biyografi ve müzik tarihi üzerine de kıymetli çalışmalar ortaya koydu. Türkan Şoray ve Yılmaz Güney gibi ikonik isimlerin biyografilerinden, 20. yüzyıl pop müziğini anlattığı "Ne Şurup Şeker Şarkılardı Onlar" kitabına kadar uzanan geniş bir yelpazede üretim yapan usta isim, 2024 yılında yayımlanan son çalışmalarıyla da üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmediğini kanıtlıyor. "Allah kısmet ederse" diyerek yeni projelerinin sinyallerini veren Dorsay, Türk kültür tarihine not düşmeye devam ediyor.