Artan kimyasal gübre fiyatları üreticiyi doğal yöntemlere iterken, hayvansal gübre tedarikinde yaşanan işçi bulma sorunu tarımsal üretimi durma noktasına getirdi.
Tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin küresel piyasalardaki dalgalanmalar nedeniyle yükselmesi, üreticileri uzun süredir göz ardı edilen yerli ve doğal gübreleme yöntemlerine dönmeye zorladı. Kimyasal ürünlerdeki fiyat artışlarının yüzde 100 seviyelerine ulaşması, hayvansal içerikli organik gübreyi çiftçiler için stratejik bir seçenek haline getirdi.
Ekonomik avantajlara rağmen tarladan sofraya uzanan üretim zincirinde ciddi bir tıkanıklık yaşanıyor. Üreticiler, modern tarım ekipmanlarının yetersiz kaldığı noktalarda ihtiyaç duyulan beden gücünü karşılayacak personel bulamamaktan şikayetçi.
Ekonomik alternatifin zorlu yüzü
Bursa bölgesinde hayvancılık faaliyetlerini sürdüren İsmail Oktay, organik gübre fiyatlarının piyasa şartlarına göre oldukça makul düzeyde kaldığını ifade etti. Geçtiğimiz yıl 6 tonu 2 bin 500 lira civarında satılan gübrenin, bu sezon sadece 3 bin lira bandında alıcı bulduğunu belirten Oktay, maliyetlerdeki bu dengeye rağmen lojistik ve işçilik süreçlerinin tıkanıklık yarattığını vurguladı.
Yüksek ücret talebine rağmen boş kadrolar
Sektördeki en büyük darboğazın ağır çalışma koşulları nedeniyle yaşanan personel eksikliği olduğunu öne süren üreticiler, günlük 5 bin liralık yevmiye tekliflerine rağmen işçi bulamadıklarını iddia ediyor. Manuel yükleme gerektiren gübreleme işlemlerinde, yüksek ödeme tekliflerinin dahi tercih edilmediği belirtiliyor. Üretim bölgelerinde gübre fazlası bulunmasına karşın, insan kaynağı yetersizliği sebebiyle bu doğal zenginliğin toprağa kazandırılmasında ciddi güçlükler yaşanıyor.
Sektörün geleceği ve toprak verimliliği
Toprağın uzun vadeli verimliliği ve maliyetlerin düşürülmesi açısından organik gübre kullanımının şart olduğunu savunan çiftçiler, sorunun sadece ekonomik olmadığını aynı zamanda ciddi bir istihdam krizine dönüştüğünü ifade ediyor. Mevcut tabloda üreticiler, depo imkanlarının kısıtlı olması ve iş gücünün bulunamaması nedeniyle hem çevresel hem de ekonomik bir baskı altında olduklarını kaydediyor.