Devasa bir katılımcı grubuyla yürütülen yeni bir araştırma, doğru seçilen çikolatanın vücut için bir koruma kalkanı görevi görebileceğini kanıtladı.
Çikolata denilince akla gelen ilk şey genellikle yüksek kalorili bir kaçamak olsa da, bilimsel veriler bu algıyı kökten değiştiriyor. 21 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı COSMOS araştırması, doğru kakao tüketiminin yaşam süresi ve kalitesi üzerindeki olumlu etkilerini gözler önüne serdi.
Kalp ve damar dostu bir mucize
Üç yıl süren gözlemler sonucunda, kakao flavanolü içeren besinlerin düzenli tüketiminin, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini yüzde 27 oranında düşürdüğü tespit edildi. Uzmanlar, bu bileşenin damar yapısını esneterek kan basıncını dengelediğini ve dolaşım sistemini desteklediğini vurguluyor.
Zihinsel keskinliği koruyor
Araştırmalar kakaonun etkilerinin sadece fiziksel sağlıkla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Londra King’s College bünyesinde yürütülen çalışmalar, kakaoda bulunan teobromin maddesinin nörolojik koruma sağladığını ortaya koydu. Kan-beyin bariyerini aşabilen bu özel bileşen, beyin hücrelerini Alzheimer ve Parkinson gibi dejeneratif hastalıklara karşı daha dirençli kılıyor. Dahası, hücrelerin biyolojik yaşını gençleştirerek yaşlanma etkilerini hücresel düzeyde yavaşlatma potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor.
Doğru seçimi yapmak hayati önem taşıyor
Bilim insanları, market raflarındaki tüm çikolataların aynı şifalı etkiye sahip olmadığı konusunda tüketicileri uyarıyor. Sağlık faydalarından yararlanabilmek için kakao oranı en az yüzde 70 olan bitter çikolataların tercih edilmesi gerekiyor. Kakao kitlesi içermeyen beyaz çikolatalar ise vücuda sadece şeker ve yağ yüklemesi yaptığı için bu faydalı gruptan ayrılıyor. Uzmanlar, bu şifalı etkiden maksimum düzeyde yararlanmak için bitter çikolatanın porsiyon kontrolüyle tüketilmesinin en doğru yöntem olduğunun altını çiziyor.