TÜİK verilerine göre obezite oranlarındaki artış sürerken fiziksel aktivite eksikliği kronik rahatsızlıkları tetikleyen temel faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan 2025 yılına ait Sağlık Araştırması sonuçları, ülke genelindeki yaşam alışkanlıklarının fiziksel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne serdi. İstatistikler, obeziteyle mücadelede hedeflenen noktadan uzaklaşıldığını ve hareketsiz yaşam tarzının toplum genelinde kronik bir sorun haline geldiğini ortaya koyuyor.
Bel ağrılarında artış dikkat çekiyor
Araştırma verilerine göre 15 yaş ve üzerindeki nüfusta obezite prevalansı yükseliş eğilimini sürdürüyor. 2022 yılında yüzde 20,2 olarak ölçülen obez birey oranı, 2025 itibarıyla yüzde 21,8 seviyesine ulaşmış durumda. Uzmanlar, bu artışın sadece beslenme alışkanlıklarıyla değil, aynı zamanda fiziksel hareketliliğin azalmasıyla da doğrudan ilişkili olduğunu vurguluyor.
Veriler, toplumun genelinde hareket kısıtlılığının oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Buna göre nüfusun yüzde 86,6’sı düzenli herhangi bir fiziksel aktivitede bulunmuyor. Hareketsizliğin doğrudan bir yansıması olarak değerlendirilen kas ve iskelet sistemi sorunları ise listenin başında yer alıyor. Araştırma sonuçlarına göre, vatandaşların yüzde 24,3’ü en yaygın sağlık sorunu olarak bel bölgesi rahatsızlıklarından şikayet ediyor.
Gelecek projeksiyonu için uyarı niteliğinde
TÜİK’in paylaştığı bu veriler, halk sağlığı politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini işaret ediyor. Obezitenin ve fiziksel aktivite eksikliğinin sadece bireysel bir tercih değil, kamu sağlığını doğrudan etkileyen yapısal bir problem olduğu belirtiliyor. İstatistiki veriler, hareketsizliğin beraberinde getirdiği bel ağrıları gibi şikayetlerin, sağlık sistemi üzerindeki yükü artırabileceği yönünde bir tablo çiziyor. Önümüzdeki dönemde koruyucu sağlık hizmetleri ve yaşam kalitesini artıracak düzenlemelerin daha fazla önem kazanacağı öngörülüyor.