İsviçre'nin Winterthur kentinde üç kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan bıçaklı saldırı sonrası soruşturmayı federal savcılık devraldı; yetkililer olayın terör bağlantılı olma ihtimalini derinlemesine inceliyor.
İsviçre, 28 Mayıs tarihinde Winterthur tren istasyonunda gerçekleşen ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran bıçaklı saldırı ile sarsıldı. Üç İsviçre vatandaşının yaralandığı saldırının ardından, İsviçre Başsavcılığı (OAG) dosyayı kendi bünyesine alarak soruşturmanın merkezine terörizm şüphesini yerleştirdi.
Federal yetkililer, 31 yaşındaki şüpheli hakkında cinayete teşebbüs suçlamasıyla dava açarken, saldırganın terör örgütleriyle herhangi bir bağlantısının olup olmadığını ve olası yardım yataklık durumlarını titizlikle araştırıyor.
Saldırının Detayları ve Şüphelinin Geçmişi
Olay günü, saldırganın istasyonda üç kişiyi hedef aldığı ve kurbanların boyun, bacak ve uyluk bölgelerinden ağır yaralandığı belirtildi. Hastaneye kaldırılan yaralılardan birinin ameliyata alınması, olayın vahametini gözler önüne serdi. Polis ekiplerinin hızla müdahale ederek yakaladığı saldırganın, hem İsviçre hem de Türk vatandaşlığına sahip olduğu açıklandı.
Soruşturmayı yürüten birimlerin elindeki verilere göre, zanlının geçmişi dikkat çekici bir detayı barındırıyor: Söz konusu şahıs, 2015 yılında IŞİD propagandası yaptığı gerekçesiyle emniyet birimlerinin radarına girmiş. Federal savcılar, bu yeni saldırının, cihat yanlısı aşırıcılığın İsviçre için hala ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturduğunun göstergesi olduğunu belirtiyor.
Psikiyatri Kliniği Süreci ve Güvenlik Endişeleri
Saldırıdan hemen önceki günlerde şüphelinin tutarsız davranışlar sergilediği ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, paranoyak tavırlar gösteren saldırgan, acil servisleri aramasının ardından 25 Mayıs'ta bir psikiyatri merkezine yatırıldı. Ancak sadece iki gün sonra, doktorlar tarafından "kendisine veya çevresine zarar verme riski kalmadığı" değerlendirilerek taburcu edildi.
Bu olay, İsviçre’de göç ve sınırlandırma tartışmalarının yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. Ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılmasını öngören referandum öncesinde gerçekleşen bu saldırı, kontrolsüz göç ve güvenlik eksikliği iddialarını tekrar siyasi gündemin zirvesine taşıdı. Yetkililer, soruşturmanın nihai sonucuna ulaşmak için şüphelinin geçmişindeki tüm bağlantıları tek tek mercek altına almaya devam ediyor.